herkesin bildiği şeyler

Hayy Bin Yakzan

Harika bir islam hikayesi.

Özetle bir bebek başka hiç bir insanın yaşamadığı bir adada anne ve babasız meydana geliyor, bir ceylan tarafından büyütülüyor. Ceylan annesinin ölümünün üzerine başlayan düşünme ve araştırma süreci canlı ve cansız maddelerden yıldızlara, kendisini ve Allah’ı tanıyana kadar sürüyor.

https://www.youtube.com/watch?v=5rNOBupdiDE

Ortaokulla birlikte hayatımıza pürüzsüzce bir güncelleme gibi gelen facebook’un hedef kitlesi tam olarak bizdik.

Tam kişilik oturtma yaşlarında arkadaş eklemeli-çıkarmalı, durumunu paylaşabildiğin, başkalarından beğeni toplayabildiğin, içinde mesajlaşabildiğin ve oyunlar da olan bir şeydi.

Like toplamak gerçekten önemliydi, neyin daha çok beğeni alacağı nispeten kestirilebilirdi ve aslında çoğu zaman içeriğin kalitesiyle değil, insanların popüleritesiyle de çok alakalıydı.

Yaşça büyüklerin, ve onlardan da büyüklerin farklı karakteristik duruş ve davranışları var denebilirdi.

Görülen büyük resimde gerçekten de bazı insanlar bazı insanlara çok benziyordu, online olarak kolayca tip yakıştırması yapabildik.

Ortak görüşler birbirlerini buldular.

Bir gönderi altındaki yorumlar ister istemez zihnimizde milyonları temsil etti.

Ünlü olmak için bir yol daha açıldı.

Markaların sosyal medyaya girişi ile başından beri bir türlü ısınamadığım, hala da çoğunun varlığına hiç gerek duymadığımız hesaplar görmeye başladık.

Viral reklamlar görmemiz ile bir tat gelir gibi oldu.

Düşünüyorum da benim de orta yaşımda böyle yepyeni bir olay çıksa ve bundan para kazanma yolum olsaydı ancak böyle saldırgan olunabilir. Ve gözlükler, metaverse tam da orta yaşlarıma yetişecek gibi. Ergenliğe girmek üzere olan çocuklar orada birbirlerine avatarlarını beğendirmeye çalışırken kim bilir ne niyetle o bilgisayarları giyeceğiz?

Örneğin orta çağda kilise duvarına yapılan resim ve yanındaki pencereden görülen manzara ile benzerliği; bugün kalabalık bir şehirde, bilgisayar ekranındaki görüntü ve yanındaki pencereden görülen çoğunlukla kübik, bolca dikdörtgen ve çizgilerden oluşan manzara ile benzerliğinin birbirine evrilmesi; bunların kendi içlerinde zaman, insan ve doğa faktörüyle birbirleriyle alışveriş halinde olduklarının göstergesi.

Türk beşlerinden mimar Gökhan Avcığlu: “Mimarlık eğitimlerde problem çözmek olarak anlatılır. Aslında mimarlık problem çıkartmak. Onu bir arzu nesnesine dönüştürmek, ona bir ihtiyacın olduğunu yaratmakla alakalı. Yani bir problem yaratıyoruz, ondan sonra çözüyoruz”

Özellikle görsel sanatlar alanında meslek sahibi olanların işi bazen tam da söyleyemeyeceğimiz şeyler oluşturmak üzerine. Bir şey söylemeye gerek kalmaması için, “başka türlüsü olamazdı” hissini almak ve vermek lazım.

Çevremizde tüm gördüklerimiz (binalar dahil) bu iki tarafın birbiriyle empatisi ve anlaşmasıyla oluştuğunu göz önünde bulundurursak, en çok hangi taraf diğerini kandırıyor?

Hoş bir manzara önünde insanlara resim defteri ve boyalar satan biri, güzel eserler çıkacağını garanti edebilir mi?

Hayatımızda başımıza ilk kez gelen şeylere o an acaba ne tepki verdiğimiz bir çok an, geleceğimizi oluşturmaya devam ediyor

Motivasyonu her zaman için TED konuşmalarından değil, hayatlarımızdaki düşüşlerden, problemlerimizden, canımızı sıkan şeylerden alabiliriz. En azından benim için moral bozukluğu etkili bir yakıttır.

Bir çok bilgenin, alimlerin, Socrates’in ve bugüne kadar epey insanın içinde keşfederek veya okuyarak hemfikir olduğu, hayatın şifresi “kendini bilmek”, hareket halindeyken gerçekleşir.

“Herkes” kelimesi kontrolsüz kullanıldığındaki gerçeklik kırılmasının zararlarına değiniyorum.

Mesela “herkes herşeyi biliyor” cümlesinin başta kulağa garip gelmemesi beni acıtır.

Gün içerisinde bu ve benzeri gerçek dışı genellemeler sık duyuyorsak bununla bilinçaltımızı kirlettiğimizi düşünüyorum.

Çünkü düşünülmeden söylendiği anlamda genellemeye dahil edilen kitle, söyleyen için durağan ve tahmin edilebilir; geçmiş tecrübelerine, okuduğu yorumlara dair bir “herkes” tasviri, söyleyene ait ve ona özel.

Kaç kişi şu durumu yaşadı acaba, ben bir iki kez boş bulunmuştum:

Instagram’da paylaştığın gönderiyi herkesin görmesini ister misin? O zaman en çok girilen saatte paylaşalım.

Google’la bakayım: “instagram’ın en aktif olduğu saatler”

“Türkiyede instagrama en çok hangi saatte girilir”

🙁

Bir güneş patlamasıyla bahsedilen şu büyük reset gelse, facebook, google diye bir şey kalmasa birbirimizi bunca kırdığımıza değecek mi?