canım ya, onu mu beğendin?

Güzelliğin göreceliliği, sadece şekilsel beğeninin yanında onu kimin yaptığı, nerede, ne zaman gördüğünüze, hatta kimlerle birlikte gördüğünüze göre değişir. Çünkü işin içine duygular katılır.

İlk ergenlikle birlikte, aşık olunan kişinin sırf bizim için elleriyle yapmış olduğu, ıslaklığını yitirmiş de olsa o ıslak kekin güzelliği, kekin kendisinden değil de el değmiş, emek verilmiş ve bize özel yapılmış olmasıdır. Aldığımız manevi haz algılarımızı değiştirmiştir. Keki hep hatırlayacağımız bir anı ile afiyetle yeriz. Hatta daha sonraları kötü olduğunu bilsek bile “ne berbat kekti” diye düşünüp düşünmeyeceğimizi ilişkinin gidişatı belirler.

Bir sergiye gittiniz, normalde dikkatinizi çekmeyecek bir tablonun önündeyken, yanınızda sizden daha bilgili olduğunu bildiğiniz biri bir yorum yaptı, onun bilgi ve tecrübesine güvendiğinizden hayranca tabloya takılı kaldınız.

Veya daha pahalıya aldığınız saat muhtemelen en güzel saatiniz.

Yani güzellik her ana ve kişiye özgün, bir ihtiyaç hasebiyle gerçekleşiyor. Bilgi ve tecrübelere dayanıyor. Nihayetinde kendi güzelliğimizi kendimiz belirliyoruz.

Konu tasarım müşterisinin işindeki güzelliğe geldiğinde bu yaratım sürecine engel olacak olan eğilimler, hazır şablonlardan seçiyor olmak, bu konuda haliyle daha tecrübeli olan insanlara güvenmemek, veya ucuza almaya çalışmak…

Hazır şablonlar en güncel ve göz alıcı olsalar da, bu görüntünün sebebi ortalamayı kusursuz biçimde ifade ediyor olmasıdır.

Genellikle işini iyi yapan, kendilerini adamış, duygularıyla bağlı olan kişilerin tasarım içeren işlerinde, profesyonel destek almadıkları halde bile kendilerini o kadar iyi tanıyıp anlatabiliyorlardır ki taklit ve tutarsızlık görülmez. Daha da önemlisi, logoyu kendi başınalığından kurtararak altını varlığı ve işiyle doldurmuş olduğundan, baktığımızda gördüğümüzden fazlası olduğunu biliriz.

Herkesin harika görünen bir logosu, tabelası olması zorunluluğu bulunmuyor. Bunu özellikle isteyen varsa taklitten kaçınıp içine ses vermesi gerekiyor. Güzel olanı içimizde değil de dışarıda aramak, bize vasat, özgün olmayan bir sonuç verecektir. Bize özel olan duyguyu kaldırdığımızda güzellik yok.